Kara göğün kollarında toplanan bulutlara baktı Gökhan, “gök bile yitirdiklerimize ağlayacak” diye geçirdi içinden. Doğduğu, nefes aldığı, yürüdüğü topraklarda yaşananlara üstteki göğün bile tahammülü kalmamıştı artık. Yağmur taneleri ile akıtacaktı acısını toprağa…
Yanılıyordu…
Anu kükreyerek indi aşağı.
Enlil’in sesi yırttı bulutları gökgürültüsü gibi.
Ishtar alaycı bir ifadeyle belirdi uzaktan. “Ben biliyordum” dercesine bakış atıyordu etrafına.
Evlatlarına bahşettikleri topraklarda yaşanan bu saçmalığa “son” deme vaktiydi onlar için.
Uzaklarda, çok uzaklarda; Tanrı Dağı’nın zirvesinde yıldırımlar çaktı. Timuçin ve Attila yumruğunu yere indirmiştii Oğuz Han elindeki kımızı yurdun ortasındaki alevler içine fırlatırken. Yaşı otuz insan ömrü olduğu sanılan Kam’ı çağırdılar ateşin başına. Kam elindeki davula her vuruşunda alevler canlandı, göz gözü görmez oldu. Kam’ın gırtlağından çıkardığı sesler anlamını yitirip ruhu bedeninden ayrılırken; Kam yere düştü. Alevler yeniden normale döndüğünde Ülgen ve Erlik duruyordu yurdun içinde. Bir şey söylemediler, olan her şeyden haberleri vardı. Yurttan dışarı çıktıklarında, önlerinde duran üç kurt, dokuz at ve kırk geyik onları bekliyordu.
Bir şey söylemediler.
Kam içeride titriyordu. Bir şey söylemeden…
Kurt, at ve geyikler bir anda koşmaya başlarken aynı anda gözden kayboldu Ülgen, Erlik, Oğuz, Timuçin ve Attila…
Anu, Enlil, Ea ve Ishtar yüzünü doğuya çevirdi; yaklaşan bir şey vardı güneş diyarından.
“GÖK” diye bir çığlık sardı Sümer topraklarını,
“YER” sesini işitti Eti’nin torunları…
Sümer tanrılarının yanında beliren Ülgen bir saniyelik duraklamanın ardından fısıldadı: “Üstte gök çökmedikçe; altta yer delinmedikçe…” ve Sümer tanrılarıyla aynı anda gözden kayboldu.
Oğuz, sadağından okunu çekerken “Gök girsin, kızıl çıksın” diye haykırdı.
Tanrı’nın kırbacı – Attila – kınından çekerken kılıcını bağırdı var gücüyle “Gök girsin, kızıl çıksın”
Timuçin eşlik etti onlara çifte palasını savururken…
Erlik’in gözleri kırmızıya çalarken vücudundan alevler yükseliyordu…
Ve Kandil Dağı, hiç yaratılmamış olmayı diledi…








