7 Şubat 2013 | Etiketler:

Talihsizlikler yazımda belirttiğim üzere sunucudan kaynaklı nedenlerle bütün bloğu kaybetmiştim.

Lakin bugün yazılarımın bir kısmına (özellikle Viyana – Budapeşte gezi notlarım ve tez günlüğüm) ulaşabildim. Sonisphere, Rock’n Coke ve Haggard konseri yazılarım siber çöplükte yok olup gitseler de bu kadarını kurtarabildiğime şükretmekteyim.

Gönül isterdi ki aynı şeyi Ölçme.Net’teki yazılarım için de söyleyebileyim, fakat ne yazık ki onlar tamamen gitmiş.

Neyse, kışlık giysisinin cebinde para bulan insan mutluluğuna sahibim şu an.

İlk fırsatta düzenleyerek bloğa eklemeli.

Atlas.ti ile nitel veri analizine giriş niteliğinde hazırladığım, 5 videodan oluşan toplam 50 dakikalık video seti aşağıda yer alıyor. Video bölümünün hemen altındaki oynatma listesi butonuna tıklayarak, videolar arasında geçiş yapabilirsiniz. Videoları youtube üzerinden izlemek isterseniz buraya tıklayarak oynatma listesine ulaşabilirsiniz.

Videoları youtube üzerinden ayrı ayrı izlemek için:

Bölüm 1: Giriş
Bölüm 2: Verilerin Aktarılması
Bölüm 3: Veri Kodlama
Bölüm 4: Ağ Görünümü
Bölüm 5: Analiz

Görüş ve önerileriniz için aşağıdaki yorum bölümünü kullanabilirsiniz.

 

*Kar ve Hüznün Diyarı

Yıllardır beklediğim, beklediğimiz Wintersun albümü Time – I çıktı. Gönül isterdi ki tam bir albüm kritiği yapayım fakat ne bunun için zamanım var ne de albümü henüz sindirebildim. Günde 4-5 defa albümü baştan sona dinlesem de hala tam olarak sindirdiğimi söyleyemeyeceğim ne yazı ki. Zira Jari yine söz ve müziklerde birçok öğeyi kullanmış ve tüm bunları anlamlandırmak zaman almakta. Bir dinleyişinizde yakalayamadığınız duyguları bir sonrakisinde yakalayabiliyorsunuz. İşte bu nedenle sadece tek bir şarkı hakkında yazmaya karar verdim: Land of Snow and Sorrow.

Time – I – Ön Kapak

Beş şarkılık albümün üçüncü şarkısı kendisi. Sons of Winter and Stars’dan sonra geliyor ve ölümü işliyor her notasında, her sözünde…

Konu Wintersun olunca ölüm, kış, hüzün ve yıldızlar çok uzak kavramlar olmuyor. Daha girişindeki melodilerle görkemli bir ölüme hazırlandığınızı hissediyorsunuz ve ardından Jari’nin tok sesi giriyor:

Çok uzaklarda, bir diyar var kış ve hüznün hüküm sürdüğü…
Zaman düşürdü yıldızlı geceden, donuk gözyaşlarını bir yağmur gibi ve çok üşüyorum…
Ben göremesem de yarını; gece, görecek bu yolun beni nereye götürdüğünü…

Şarkının genelinde bir kabulleniş var. İnsanın ölümü kabullenişi, hatta ona kucak açışı… Ölümsüz olan tek varlık, zaman, çok şey vermiş ve çok şey almış vakti geldiğinde. Ve sonra çekip gitmiş yerini soğuk bir hüzne bırakarak. Bir insan nasıl kucak açmaz ölüme; tek kurtuluşuna?

Gece düşüyor evime
Kar ve hüznün diyarı, götürün beni soğuktan
Uyuyacağım, dalacağım son rüyama
Her şey gitti beni ben kılan
Ve artık hüzün tek geri kalan

Zaman, usulca insanı hiçliğe sürüklerken yalnızca anıları bırakıyor geride. İnsanı yakıp kavuran, damarlarını çatlatırcasına acıtan o silik anıları…

Ve yıldızlı geceden düşüyor beyaz karlar
Yıldızlar ışıldıyor, gözlerin gibi
Öyle güzelsin ki…
Ve izleyeceğim onları bu soğuk kış gecesinde
Belki de bu defa bulurum sana gelen yolu

Zaman o kadar acımasız değildir belki de. Ölüme kucak açabilmemiz için bizden alıyordur bunca şeyi, kim bilir? Ve bu yüzden bu şarkı adı zaman olan bir albümde yer almıştır.

Öte yandan, ilk albümle karşılaştırıldığında Beautiful Death yani Güzel Ölüm parçasını anımsatmakta bana. O parçada, Land of Snow and Sorrow’un aksine ölüme hazır değildi kahramanımız.

Düşünmek istemiyorum hiçbir şeyi
Lakin zihnimde düşünce fırtınaları var
Beklemiyordum bunun olmasını
Henüz ölmeye hazır değilim zira

Her parçanın birbiriyle ilintisi var bana göre. Her biri, belli yerlerinden bağlanmış. Jari’nin -aynı zamanda tanrısı olduğu- zihnindeki kosmoslarda neler yaşanıyor, ne fırtınalar dönüyor ilerleyen albümlerde daha net göreceğiz sanırım.

Teşekkürler Jari Maenpaa.
Teşekkürler Wintersun.

Fen edebiyat fakültelerinin öğretmen olmayı kendilerine “hak” gördükleri bir dönemde, eğitim bilimlerinde neler yaşandığına dair küçük bir yazı yazmak istedim bugün.

Kendi aralarında formasyona “karşı” çıkan hocaların, parayı görünce ders vermek için “yarıştığı” bir zamanda yaşıyoruz. “Onlar formasyon öğrencisi” diyerek sayısız kolaylığın sağlanması yetmezmiş gibi, sonra da pişkin pişkin formasyondan yeterli verimin alınamadığı söyleniyor şu günlerde. Eğitime, eğitimciler bile sahip çıkmıyor. Uzmanlık alanına bağlılık yok denecek kadar az, üstelik mesleğe saygı da kalmamış sanki. Herkesin öğretmen olabileceği görüşü mü hakim ne?

Öğrenciler, dersi hocalarının “iteklemesi” ile geçiyor. Diploma alıyor, sonra da öğretmen olup atanıyor…

KPSS’den yeterli puan almanın öğretmen olmak için yeterli olduğu bir dönemdeyiz. İster akademik, ister inanç bağlamında “hoca”ların her şeyi bildiğini düşünen binlercesi öğretmen olarak okullara gidiyor ve öğrencilerin karşısına örnek olarak çıkıyor. Sonra da biz, bu öğrencilerden eleştirel düşünmelerini bekliyoruz. Sorgulamayan öğretmeni olan öğrenciden, hayatı sorgulamalarını nasıl bekleyebiliriz ki?

Okullarda durum böyleyken, eğitim bilimleri de pek farklı değil gibi. Kendinize ait bir düşünceniz olamaz gibi, her cümlemizin sonunda “kaynak” isteniyor. Oysa bilgi edinme yollarından birisi kişisel gözlemler değil miydi? Önümüze koyuyoruz 10 tane kitabı, 20 tane makaleyi; “Şuna göre böyle, buna göre böyle” diyoruz fakat “Bana göre de böyle” deme cesaretini gösteremiyoruz. Hemen not düşülüyor cümlenin sonuna “KAYNAK???” diye.

Sonra bir de herkesin kendisini uzman saydığı bölümler var ki, ben de o bölümlerden birisinde çalışıyorum. Ölçme ve Değerlendirme alanını sadece istatistik ve yöntem bilgisinden ibaret zanneden bazı istatistikçiler bu alanda hak iddia ederken, eğitim bilimlerinin her alanı “biz zaten ölçme ile iç içeyiz” diyerek -belki de iyi niyetlerinden- alana müdehalede bulunmaya çalışıyor. Hatta durum o hale geliyor ki, uzmanına sormak yerine alakasız insanlardan görüş alınıyor…

Ne vakit başları sıkışıyor t-testinde, ANOVA’da, MANOVA’da… Ya da ne vakit bir Yapısal Eşitlik Modellemesi yapılacak oluyor, bir anda akıllara geliyorsunuz…

İnsanlar ölçme ve değerlendirme alanını istatistik ve yöntem olarak görmeyi bıraksa belki de her şey daha güzel olacak. Ama belki de onların böyle düşünmelerinin nedeni de bu alanda çalışanlardır, kim bilir? Ve belki de insanlar öncelikle “mükemmel ölçme yapıyorum” inançlarından vazgeçmelilerdir.

14 Ekim 2012 | Etiketler: , , , , , , , ,

Gün geçmiyor ki incisözlük’ten yeni bir trolleme atağı yapılmasın.

Güney Koreli şarkıcı PSY’ın youtube’da yaklaşık 450milyon kere dinlenen Gangnam Style şarkısının Türkçe coverını Yamyam Style adıyla yapan Atilla Taş’ı, Athillas Thasos olarak bir Yunan gibi gösteren binlerce kişi hem twitter’da athillasthasos’u dünyada en çok konuşulan etiket yaptı, hem de wikipedia’da Athillas Thasos adına sayfalar açıp Athillas Thasos’u daha da gerçek kıldı.

Türkiye’nin Yunanistan’a attığı en güzel gollerden birisi olarak tarihe geçecek bu hareketi kahkahalarla alkışlıyorum.

For English Please Press Nine…

I want to make an interview with great Greek singer Athillas Thasos. He is a phenomenon. “Yamyam” word means Cannibal in ancient Greek language. He lives in Turkey, because he really loves Turkey and Turkish people and he always does support Greek – Turkish friendship. His another hit, Hamos Chokelecksis is dedicated to this friendship cause.

I think Tarkan, Ajdaryan (Armenian Singer) and Athillas Thasos should make a friendship album that includes Turkish, Armenian and Greek folk songs…

13 Ekim 2012 | Etiketler:

2006 yılından beri aybek.net‘i elimde bulunduruyorum. Geçen altı yılda kim bilir kaç kere değişiklik yaptım; neler yazdım, neler sildim…

18 yaşımdan beri ben değiştikçe bu site de değişti, fakat altı yıldır birlikte çalıştığım ve çok değer verdiğim kebirhost.net sunucularında meydana gelen talihsiz bir olay nedeniyle son yazdıklarımın hepsi gitti. İşin kötü yanı, yedeklenmemişlerdi. Viyana ve Budapeşte gezimden notlar, Haggard konseri, Sonisphere ve Rock’n Coke yazılarım da uçup gitti -ki benim için asıl önemli olan yazılar onlardı.

İyi-kötü, bir şekilde tuttuğum tez günlüğüm de siber uzayda yok olup gitti. Değişik servisler aracılığıyla kurtarmaya çalışsam da bir sonuç alamadım ve işte şimdi buradayım…

Yeni bir merhaba dünya -kaç kere yazdım bu iki kelimeyi bilmiyorum- ve yeni bir blog…

Sitenin temasını olduğu gibi korudum, çünkü altı yıldır değişmeyen tek bir şey var; o da sadeliğin güzellik olduğuna yönelik inancım.

Tumblr‘daki yazılarımı buraya taşımam gerekiyor daha, Wintersun – Time I yayınlanacak haftaya, Hobbit geliyor; Eğitimde ve Psikolojide Ölçme ve Değerlendirme Kongresi’ni bıraktık ardımızda… Doktora dersleri bir yandan hücum ediyor…

Yazılacak çok şey var…

Şimdilik namarie.

24 Ağustos 2012 | Etiketler: , , , ,

Evet, Türkiye’deki bir numaralı Wintersun habercisi olarak bugünkü tanıtım parçaları hakkında yorum yapmamam ayıp olur.

Öncelikle parçaları şimdi dinleyebildiğimi belirtmek isterim, henüz dinlemeyenler için de videosunu paylaştım.

Video zaten oldukça kısa, koskoca albüm için yaklaşık 60 saniyelik bir parça yayınlanmış. Yetmez ama idare edeceğiz artık. İki şarkıdan bölümler olacak demişlerdi, ki sitelerinde de 2 şarkıdan parça diye paylaşmışlar ama ben tek bir şarkıdan bölüm var zannettim. Bu durum, geçtiğimiz günlerde eklediğim Time – I ilk izlenimler videosunda da dile getirilmişti. Gerçekten tüm albümü tek bir parçaymış gibi görmemiz gerektiğini buradan da anlamış bulundum.

Öte yandan…

Sekiz yıllık bir bekleyiş. Dile kolay sekiz yıl!

Wintersun albümü yayınlandığında ben lisansa başlamıştım, şimdi doktora yapıyorum. Hayatımda çok şey değişti; ruh halimden yaşam tarzıma, dünya görüşümden yeme içme alışkanlıklarıam çok şey… O zamanlar Wintersun’dan bile haberdar değildim, Pentagram, Bulutsuzluk Özlemi falan dinliyordum, yeni yeni Agathodaimon dinlemeye başlamıştım. Şu an çok farklı türlerde çok farklı melodiler dinliyorum.

Ben bile bu kadar değişirken, -gerçi tamam 16 yaşından 24 yaşına kadar herhalde değişeceğim, ama ne gruplar var arkadaş iki albümü birbirini tutmayan- Jari’nin ilk albümle aynı çizgiden devam etmesi gerçekten muazzam. Melodilerin mükemmel harmanlanışı ve Jari’nin müthiş sesi. Hiç değişmemiş, aynı, bildiğimiz Wintersun. Sadece yeni bir hayal anlatacaklar bu defa…

Bekleyiş, devam ediyor.

Saygılar.

23 Ağustos 2012 | Etiketler: , , ,

Jari, metal dünyasının iyi aile çocuğu gibi. Ne bileyim, sigara içmezmiş gibi geliyor. Küfür etmezmiş gibi sanki. Groupieleri de yoktur onun. O, bizden biri.

Sanki konserde annesi sahneye fırlayacakmış da, oğlum çok terledin hasta olucaksın deyip sırtına havlu sokuşturacakmış gibi.

Jari, bizden biri. Küçükken hazine bulma umuduyla arka bahçeyi birlikte kazdığımız ve birlikte azar yediğimiz dost. Deniz kenarında birlikte kumdan kale yaptığımız bir arkadaş. Gece çimenlere uzanıp yıldızları izlerken birlikte düş kurduğumuz bir hayalperest.

Fakat ailesinin iş durumu nedeniyle taşınıp gitmişler, yıllar geçtikçe anıları da yitip gitmiş.

Ve Wintersun albümünü dinlediğinizde tüm o anılar, kurduğunuz tüm o hayaller; ve hatta geleceğe dair imgeler gözünüzün önünde belirmiş.

Jari, böyle bir adam işte, benim için en azından.

12 Ekim… Gel… Gel ki görelim, Jari bu defa hangi düşlerimizi hatırlatacak bize.

8 Temmuz 2012 | Etiketler: , , , , ,

Sistematik hata kavramına aşina olmayanlar için küçük bir örnek vereyim; öğretmenin kız öğrencilere fazladan puan vermesi ölçmede yapılan sistematik bir hatadır.


Son yıllarda ÖSYM’nin içinde bulunduğu duruma bakacak olursak, zannediyorum ki isminin SÖSYM: Sistematik Hatayla Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi olarak değiştirilmesi uygun olacaktır.

Önce şifre çıktı, sonra KPSS’de 500 tane birincimiz oldu. Soruşturmalar yapıldı, sınavlar iptal edildi, yenileri yapıldı ancak değişen tek şey yasakların artırılması oldu. Kalem-silgi-kalemtraş getiremez olduk sınavlara. Sonra gözetmenlere sıçradı yasaklar. Gözetmenlerin yanında saat, cüzdan, kalem vb. getirmesi yasaklandı. Fakat gözetmenlere verilen yönergede sınıftaki saat yanlışsa düzeltilmesini sağlaması yazılıydı. Saatin doğruluğunu veya yanlışlığını o gözetmen neye göre tayin edecekti?

Sayısız kitapçık türü ürettiler, kalemi, silgiyi kendileri verdiler… Tahminimce iki kere daha sorular sızdırılsa, giysilerimiz de ÖSYM tarafından sağlanacak. Ha bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, dağıtılan kalemtraş ve silgilerin üzerini okudunuz mu bilmiyorum ama Germany yazıyor kocaman. Silgi ve kalemtraşı bile Almandan tahsis ediyorsak vay halimize. :)

Her neyse, dün ve bugün birer KPSS daha yapıldı. Ve hemen bir skandal patlak verdi; sorular internetteydi… ÖSYM’den “öğrenciler hatırladıkları soruları yazdırmış” açıklaması yapılsa da, bu bana ve benim gibi birçoklarına inandırıcı gelmedi.

Sanırım eğitim kurumlarının başında eğitimciler olmadığı sürece (Bknz: Ali Demir – Mühendis, Ömer Dinçer – İşletmeci) Türk eğitimi adına güzel şeyler görmeyi pek beklememek gerek.

5 Temmuz 2012 | Etiketler: , , ,

2004 yılında çıkardığı tek albümün ardından Jari’nin genlerinde yer alan bedevilik nedeniyle yeni albümün gelmesi bir hayli zaman aldı. Bilgisayar ile yaşadığı talihsizlikler Jari’nin peşini bırakmadı ve 2012 yılına girildiğinde insanların tek bir isteği vardı; Marduk dünyaya çarpmadan albümü dinleyebilmek…

Geçen haftalarda Jari albümün iki parça halinde yayınlanacağını duyurmuştu takipçilerine. Bugün ise albümün kesin çıkış tarihi belirdi: 19 Ekim 2012. Pek az kişinin hissettiği o heyecanı hissettim ben de. Elimizde sadece The Way of the Fire’ın konser kaydı vardı ve artık albümün geri kalanından parçalar dinleyebileceğimiz gün için kesin bir tarih verilmişti. Üstüne bir de trailerımsı, teaserımsı bir video yayınlanmıştı (bağlantı).

Time: I’de yer alacak parçaların adları ise şöyle:

1. When Time Fades Away
2. Sons of Winter and Stars
I Rain of Stars
II Surrounded by Darkness
III Journey Inside a Dream
IV Sons of Winter and Stars
3. Land of Snow and Sorrow
4. Darkness and Frost
5. Time

Heyecanla bekliyoruz…